موقع اممي ثوري ثقافي مناهض للامبريالية ومناصر لقضايا الشعوب حول العالم.

Filistin’de 15 yıl aradan sora 22 Mayıs’ta seçim yapılıyor

74
image_pdf

FİLİSTİN(Lİ) NÜFUSU VE SEÇİMLERİN ÖNEMİ/ANLAMI

Türkiye dahil tüm bölgeyi etkileyebilecek olan Filistin seçimleri konusunu marbuta haber için yazmaya gayret ettim.” Emir Aşnas

Filistin Merkezi İstatistik Ofisi 2020 Temmuzunda yaptığı açıklamada, hesaplamalarına göre dünyadaki Filistinlilerin toplam sayısının 13,5 milyon olarak tahmin ettiklerini açıklamıştır.

Aynı Kurumun projeksiyonuna göre 2021 yılında Kudüs dahil Batı Şeria’nın nüfusu 3,2 milyon, Gazze Şeridinde yaşayanların sayısı da 2,1 milyon olup; bu ikisinin toplamı 5,3 milyon civarındadır. Ayrıca, İsrail Merkezi İstatistik Ofisi’nin verilerine göre, 1948’te işgal edilen Filistin topraklarında İsrail uyruğuna sahip olarak yaşayan Filistinlilerin ise sayısı 2020 yılı ortası itibariyle 1,9 milyondur. Böylece, Filistinlilerin yarısından biraz fazlasını (% 54’ünün) oluşturan 7,2 milyonluk nüfus -4-5 farklı statüde olsa da- tarihi Filistin’de (yani denizden nehire, Akdeniz’den Ürdün Nehrine/Şeria Irmağına kadar olan topraklarda) yaşamaktadır. Filistinlilerin diğer yarısı ise diasporada (Ürdün, Suriye, Lübnan ve diğer ülkelerde) yaşamaktadır.

Sonuç olarak, toplam 13.5 milyon kişiden oluşan Filistin halkının kabaca yalnızca % 40’lık bir bölümünü oluşturan Batı Şeria ve Gazze Şeridi sakinleri seçimlerle ilgili seçme ve seçilme hakkını kullanabilmektedir. Filistin halkının geri kalan % 60’lık kesimi, yukarıda belirtilen durum nedeniyle bu haklarını kullanamamaktadır (Tabii Filistin halkının % 14’lük bölümünün İsrail seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kullanma imkânı vardır).

Filistin sorununun (daha doğrusu adı İsrail olan sorunun) Güney Afrika’daki Apartheid (Irk Ayırımı) Rejimine son verilmesinden sonra dünyada benzeri kalmamış bu kendine özgü yapısı, doğal olarak yapılacak seçimlere ilişkin bu tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Bu seçimlerin muhatabı olan 5,3 milyon kişinin esasen işgal altında bu haklarını özgür bir şekilde kullanmalarının İşgalcinin insafına bağlı olması, meşruiyet tartışmalarını daha da büyütmektedir. Bazı Filistinliler, bu koşullarda yalnızca insanların işgal altında da olsa gündelik yaşamını düzenleyecek ve ekonomiyle ilgili örgütlenme ve düzenlemeleri yapacak belediye ve diğer kurumlara yönelik seçimlerin yapılmasının meşru olabileceğini, Filistin halkının kaderini belirleyecek siyasi kurumlara dair seçimlerin ise yapılamayacağını ileri sürmektedir. Bu görüşü savunanlar, örneğin “Yasama Meclisi” adı verilen Parlamento üyelerinden bazılarının İşgalci tarafından tutuklandığına/esir alındığına, Oslo Anlaşmaları kapsamında kurulmuş bulunan Filistin Yönetiminin/Sultası’nın (Palestinian Authority) İsrail’in uygun bulmadığı hiçbir konuda uygulanabilir karar alamadığına ve alamayacağına dikkat çekmekte; hâlâ Oslo Anlaşmalarına sadık olmakla suçladıkları Mahmut Abbas yönetiminin İsrail işgali altındaki bu Sultayı Filistin Halkının temsilcisi olan FKÖ’nün yerine fiilen geçirdiğini iddia etmektedir.

Karşıt görüşte olanlar ise, bugün itibariyle ulaşılabilecek en geniş temsilin bu olduğuna ve dolayısıyla Filistin halkının % 40’ı tarafından da olsa yönetimin demokratik bir şekilde seçilmesinin önemli olduğunu, yanı sıra işgal altındaki halkın da kurumlarını ve temsilcilerini seçme hakkı olduğunu ve ayrıca bizatihi seçimlerin Filistin halkının temel sorununun tüm dünyaya anlatılmasına katkı sağlayan bir platform işlevi göreceğini belirtmektedir.

Yukarıda belirtilen tartışmalara ilaveten, Fetih ve Hamas seçimlerin yapılmasında anlaşmış olsa da aralarında fiziki bağlantı olmayan Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin iki ayrı yönetime sahip olması, en küçük anlaşmazlıkta seçimlerin yapılmasını etkileyebilecek bir risktir.

Ancak, sonuçta Filistin örgütlerinin ve partilerinin büyük çoğunluğu seçimlere katılmaktadır. Bunların arasında Oslo Anlaşmalarına en başından beri karşı çıkan ve hattâ Filistin’de iki devletli bir çözümü –bunun gerçekleşebilir olup olmaması bir tarafa- prensip olarak reddeden birçok örgüt vardır.

Burada konuyu daha iyi ifade edebilmek için, seçimlere katılım yönünden 5 örgütün tutumlarını zikretmekte fayda olabilir:

1- Örneğin İslami Cihad örgütü, İsrail’i tanımak anlamına gelen Sulta’ya ve onunla ilgili hiçbir örgütlenmeye meşru olmadıkları düşüncesiyle iştirak etmemekte olup; aynı gerekçelerle daha önceki seçimlerdeki tutumunu koruyarak bu seçimlere de katılmama kararı almıştır.

2- Özellikle Suriye ve Lübnan’daki kamplarda önemli bir gücü olan ve Suriye ve Hizbullah ile yakın bir işbirliği içinde olan “Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Komutanlık” örgütü de hem İsrail’in tanınmasına hem de Oslo Anlaşmalarına temelden karşı olduğu için aynı şekilde seçimleri boykot etmektedir.

3- Buna karşın, Hamas ise Oslo Anlaşmalarına karşı olmakla beraber daha esnek ve muhtemelen hem silahlı mücadele konusunda Sulta’nın olabilecek kısıtlamalarından kurtulmaya hem de hiç olmazsa Gazze’deki “iktidarını” sürdürebilmeye yönelik (bazılarınca oportünist/fırsatçı olarak değerlendirilen) bir tutum izlemektedir. 2006 yılında yapılan son Parlamento seçimlerinde çoğunluğu elde eden ve 15 yıldır Gazze Şeridi’ni fiilen yöneten Hamas, parlamento seçimlerine katılmakta; ancak, 2005’teki son Başkanlık seçiminde de yaptığı gibi 2021 Başkanlık seçiminde de aday çıkarmayacağını açıklamış bulunmaktadır.

4- Solun en büyük örgütü olduğu düşünülen ve yine Oslo Anlaşmalarına karşı olan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi örgütü de kendi içinde yaptığı uzun tartışmalardan sonra “sakıncaları olmakla beraber faydalarının daha fazla olduğu” düşüncesiyle seçimlere katılma kararı almıştır.

5- 1991 Madrid Barış Konferansında Filistin Heyetine Başkanlık yapan Haydar Abduşşafi ile Filistin Halk Partisi (Komünist Parti) eski Genel Sekreteri hekim Mustafa Barğuti (Mustafa Barghouti) tarafından kurulan (ve büyük düşünür merhum Edvard Said tarafından desteklenen) Filistin Ulusal Girişimi de seçimlere katılmaktadır. Oslo Anlaşmalarına karşı olmakla beraber iki devletli çözümü (ve mültecilerin geri dönme hakkını) savunan ve ayrıca işgale karşı mücadelede temel olarak sivil direniş yöntemlerini benimsemiş olan bu Partinin lideri Dr. Mustafa Barğuti, 2005’te Mahmut Abbas’ın % 67,4 oy oranıyla seçildiği başkanlık seçimlerinde % 22,0 oranında oy almıştı.

ÖNCEKİ SEÇİMLER

1993’teki (ilk) Oslo Anlaşması en fazla 5 yıl içinde Filistin topraklarının % 22 oranındaki küçük bir bölümünü oluşturan Batı Şeria ve Gazze Şeridi toprakları üzerinde de olsa egemen bir Filistin devletinin kurulmasını öngörmüştü (Bunun bugüne kadar geçen 28 yıl içinde gerçekleşmediği gibi yakın gelecekte de fiilen gerçekleşmesi çok mümkün görünmüyor). Filistin’de ilk seçimler Oslo Anlaşmalarıyla uluslararası toplumun (diğer bir deyimle emperyalist sistemin) Filistin halkında yarattığı bu “yalancı” umudun henüz ortadan kalkmadığı 1996 yılı koşullarında yapıldı. Bu seçimlerde “parlamento” Fetih üyelerinden ve bağımsızlardan oluştu. Zira Hamas ve solcu partiler ve örgütler Oslo Anlaşmalarını kabul etmedikleri için seçimleri boykot ettiler.

Başkanlık seçiminde de Yaser Arafat oyların yaklaşık % 90’ına yakın bir bölümünü aldı.

İsrail’in zehirleyerek ölümüne sebep olduğu düşünülen Arafat’ın 2004 Kasımında vefatından sonra 2005’te başkanlık seçimi yapıldı. Hamas’ın aday göstermediği bu seçimleri Mahmut Abbas % 67’4’lük oy oranıyla kazandı. Parlamento seçimleri ise, 2006’da gerçekleşti. Bu seçimlerin temel özelliği, ilkinin aksine Fetih’in dışındaki örgütlerin de büyük çoğunluğunun da seçime katılmasıydı. Seçim Oslo Anlaşmalarını destekleyenler açısından kötü bir sürprizle sonuçlandı. Zira, Hamas seçimde birinci parti olmakla kalmadı, aynı zamanda Mecliste salt çoğunluğa sahip oldu. Hamas’ın % 40-45 seviyesindeki oy oranıyla Mecliste salt çoğunluğu sağlamasında seçim sistemi belirleyici oldu.

Seçmenler iki oy kullandı. İlk oy nisbi seçim sistemi kapsamında ve tüm “ülke”nin bir seçim bölgesi sayıldığı 66 milletvekilini seçmek için kullanıldı. İkinci oy ise seçmenin ait olduğu seçim bölgesi (seçim bölgesi sayısı 16 idi) için kullandığı ve her seçim bölgesindeki sandalyelerin çoğunluk sistemine göre belirlenmesine yönelik idi. idi. Bu ikinci oy ile seçilecek toplam milletvekili sayısı da 66 idi:

TABLO: 2006 FİLİSTİN YASAMA MECLİSİ SEÇİM SONUÇLARI

LİSTELER/PARTİLERGENEL LİSTE OY ORANLARI  (%)GENEL OYLA SEÇİLEN VEKİLLERBÖLGE LİSTELERİ OY ORANLARI  (%)BÖLGELER İTİBARİYLE SEÇİLEN VEKİLLERTOPLAM VEKİL SAYISI
Değişim ve Reform Listesi (Hamas)44.52940.84574
Fetih Hareketi Listesi41.42835.61745
Şehit Abu Ali Mustafa Listesi (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi)4.333.003
Alternatif  Liste*2.920.202
Bağımsız Filistin Listesi- Filistin Ulusal Girişimi2.7202
Üçüncü Yol Listesi- Selam Fayyad ve Hanan Aşravi Listesi2.4202
Liste Dışı Bağımsızlar20.144
LİSTE TOPLAMI98.26699.766132
GENEL TOPLAM100.066100.066132

(*): Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi, Filistin Halk Partisi ve Filistin Demokratik Birliği’nin ortak listesi. Kaynak: Filistin Merkezi Seçim Kurulu

2021 SEÇİMLERİ

2006 yılından sonra yapılamayan ve yıllardır ertelenen seçimlerin bu kez gerçekleşmesi büyük ihtimal olarak ortaya çıkmaktadır. Filistin Parlamento (“Yasama Meclisi”) seçimlerinin 22 Mayıs 2021 tarihinde ve Başkanlık seçimlerinin de 31 Temmuz 2021’de yapılması öngörülmektedir.

Filistin Merkezi Seçim Kurulu’nun açıklamalarına göre, bu seçimlerde oy kullanma hakkı olan Batı Şeria ve Gazze’deki seçmenlerin toplam sayısı 2,8 milyon olup; bunların % 93’üne tekabül eden yaklaşık 2,6 milyon seçmen oy kullanmak için kayıt yaptırdı. Filistin Yönetimi işgal altındaki Kudüs’ün doğu kesimindeki Arapların da (hâlihazırda toplam nüfusu 330 bin civarında) seçimlerde aday olacağını ve oy kullanacaklarını duyurdu. Bazı İsrailli yöneticiler ise buna izin vermeyebileceklerini açıkladılar. Filistin Başkanı Mahmut Abbas ve birçok Filistinli yönetici Doğu Kudüslülerin oy kullanamadığı hiçbir seçimin yapılamayacağını daha önce defalarca belirtmişlerdi. Dolayısıyla, İsrail’e bu konuda Batılı ülkelerden “yeterince baskı” gelmediği takdirde, söz konusu seçimlerin yapılması ciddi anlamda tehlikeye girebilir.

Nitekim, 6 Nisan 2021 günü Hamas’ın milletvekili aday listesinde bulunan Hasan al-Wardiyan Kudüs’ün hemen güneyindeki Beytlehm kentinde İsrail tarafından tutuklanmıştır/esir alınmıştır.

Öte yandan, tek bir seçim bölgesi esasına dayalı olarak yapılacak Parlamento seçimleriyle ilgili olarak Filistin Merkezi Seçim Kurulu’na 36 aday listesi sunulmuştur. Bu listelerin 8’i siyasi partilerin listeleri olup, geri kalanlar bağımsızların listeleridir. Kurul bu listeleri 6 Nisan 2021 tarihine kadar incelemiş ve tüm başvuruları kabul etmiştir. Bu listelere itiraz 6-8 Nisan 2021 tarihlerinde yapılmıştır. Kurul bu itirazları inceleyecek ve ayrıca 29 Nisan tarihine kadar adayların çekilmesi mümkün olacaktır. Böylece Nisan ayı sonunda listeler ve adaylar kesinleşmiş olacaktır. Söz konusu aday listelerinden en önemlileri şunlardır:

1. Kudüs’te Buluşalım Listesi (Hamas’ın Listesi),

2. Fetih Hareketi Listesi (Mahmut Abbas’ın Listesi),

3. Özgürlük Listesi (1. ve 2. İntifadanın mimarı/yöneticisi Barğuti’nin ve Fetih’ten ihraç edilen Arafat’ın yeğeni Nasır Kudva’nın Listesi),

4. Gelecek Listesi (Fetih’ten ihraç edilen ve hakkında Filistin mahkemelerince verilmiş hüküm bulunan Muhammet Dahlan’ın Listesi)

5. Halkın Nabzı Listesi (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin Listesi),

6. Demokratik Değişim Listesi (Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi’nin Listesi),

7. Birleşik Sol Liste (Eski adı Komünist Parti olan Filistin Halk Partisi’nin ve Filistin Demokratik Birlik Partisi’nin-FIDA Ortak Listesi),

8. Değişim ve Bölünmenin Sonlandırılması için Filistin Ulusal Girişimi Listesi (Filistin Ulusal Girişimi),

9. Beraber Yapabiliriz Listesi (Eski Başbakan Selam Fayyad’ın Listesi).

Başkanlık seçimleri, ilk turda çoğunluğu sağlayan aday olmazsa iki turda yapılacaktır.

Daha önce yapılan iki başkanlık seçiminin galipleri (sırasıyla Yaser Arafat ve Mahmut Abbas) seçimlerden önce belliydi. Bu kez durum farklı olabilir.

Mahmut Abbas 2009 yılında yapılması beklenen ancak ertelenen seçimlerden önce artık aday olamayacağını açıklamıştı. Ancak, bazı Fetih yöneticileri Abbas’ın 2021 seçiminde yeniden başkan adayı gösterileceğini açıkladılar. Bununla birlikte, Abbas 86 yaşında olup, halk nezdinde itibarı epey gerilemiş bir liderdir. Geçen 28 yıldan sonra Filistin halkının büyük çoğunluğunun Oslo Anlaşmalarına bakışı son derece olumsuzdur. Mahmut Abbas da “Oslo’nun Mimarı” olarak bilinmesinin yanı sıra bu çerçevede kurulan ve halkta hayal kırıklığı yaratan Sulta’nın 2005 yılından bu yana başındaki kişidir.

Dolayısıyla, Abbas aday olsa bile karşısında güçlü bir aday olduğu takdirde başkanlık seçimini kazanması zordur.

SEÇİMLERİN MUHTEMEL SONUÇLARI VE ETKİLERİ

1993 Oslo Anlaşmasının üzerinden 28 yıl geçmesine ve 2005’ten bu yana FKÖ içindeki en uzlaşmacı/işbirlikçi kanadın yönetimde olmasına rağmen, Filistin halkı en temel haklarından hiçbirisine kavuşamamış, topraklarının % 22’lik küçük bir bölümüne hakim olması ve üzerinde bir devlet kurması bile engellenmiştir. Tam tersine bu 28 yıllık dönemde Batı Şeria’da ve Doğu Kudüs’te gasp edilen toprakları birkaç kat artmış ve bu topraklardaki Siyonist kolonizasyon daha da genişlemiştir. Tüm bunlardan sonra Filistin halkının yoksullaşması da artan bir şekilde devam etmiştir.

Özetle Oslo’nun sonuçları Filistin halkı için çok ağır olmuştur. Siyonist Apartheid (ırk ayırımı) devletine verdikleri tüm tavizler hiçbir işe yaramadığı gibi durumları daha da kötüleşmiştir.

Bunun üzerine, bir de Körfez ülkeleriyle İsrail arasında ilişkilerin normalleştirilmesi, bir diğer ifadeyle mevcut gizli ve yarı gizli ilişkilerin aleniyete dökülmesi ve daha önemlisi Filistin’e ve bölgede onu destekleyen eksene karşı bir ittifaka evrilmesi, Sulta’nın konumunun daha da olumsuz yönde etkilenmesine ve manevra alanının daha da daralmasına sebep olmuştur.

Böylesine bir ortamda seçimler mevcut yönetim için de bir çıkış olarak belirmiştir. İşte seçimlerin yapılması ve şartları konusunda Fetih ile Hamas arasındaki uzlaşma da bu koşullarda oluşmuştur.

Seçimler bu ağır koşullarda -mevcut yönetimin istek ve hedeflerine bağlı olmaksızın- önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

1- Öncelikle seçim sistemi 2006 seçimlerindekinden farklıdır.2006 seçimlerinde toplam milletvekillerinin yarısı, 16 seçim bölgesinde ve çoğunluk sistemiyle seçildiği için Hamas bu bölgeler için kullanılan oylardaki oranı % 40 civarında olmasına rağmen 66 milletvekilinden 45’ini kazanmıştı. Bu kez milletvekillerinin tamamı (132 milletvekili) tek bölge ve nispi temsil sistemiyle seçileceği için Hamas’ın oy oranı % 50 seviyesine yükselmediği takdirde, salt çoğunluğu sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu arada, kamuoyu araştırmaları tam tersine Hamas’ın oy oranının 2006 seçimlerine göre önemli oranda gerileyeceğine işaret etmektedir.

2- Öte yandan, iktidar partisi olan Fetih Hareketinin çıkmazını yansıtan ve Filistin siyasi sürecini yeni temeller üzerinde yeniden şekillendirebilecek üç liste olduğu söylenebilir:

Birinci liste başkanlığını Mahmut Abbas’ın yaptığı Fetih Merkez Komitesi’nin belirlediği resmi listedir.

Bir diğeri Yaser Arafat’ın yeğeni (ve uzun yıllar BM’de FKÖ Temsilciliği yapmanın yanı sıra son bir ay öncesinde ihraç edilene kadar Fetih Merkez Komite üyesi) olan Nasır Kudva ile onunla işbirliği yapan Fetih Merkez Komite üyesi Mervan Barğuti’nin (Marwan Barghouti) Özgürlük listesidir. İlk gençliğinden beri Fetih Hareketi içinde olan Mervan Barğuti, 1. ve 2. intifadaları yöneten isim olarak bilinen, gerek Filistin’deki gerek diasporadaki Filistin Halkı nezdinde popülerliği ve itibarı yüksek olan bir kişidir. Ayrıca, intifadalardaki rolü nedeniyle 2002 yılından bu yana İsrail hapishanelerinde esir olarak tutulmakta olup; işgal mahkemelerinin hakkında verdiği 5 müebbet hapis “cezası” bulunmaktadır. Özgürlük listesinin 1. sırasında Nasır Kudva ve 2. sırasında ise Mervan Barğuti’nin eşi Fadva İbrahim vardır. Bu listenin yönetimi belirleyecek anahtar liste olacağına dair beklenti vardır.

Fetih kaynaklı üçüncü bir liste, arkasında Muhammet Dahlan’ın bulunduğu Gelecek listesidir. BAE’nin desteğine sahip olan Dahlan’ın listesinin özellikle Gazze Şeridi’nde önemli bir oy oranına ulaşması beklenmektedir.

Daha önceki kamuoyu araştırmaları sonuçlarına göre, en çok oy alacak parti olacağı tahmin edilen Fetih Hareketinin bu bölünme sonucunda seçimlerden birinci çıkması zor görünmektedir.

Fetih’teki bu bölünmenin yaratacağı çeşitliliğin yanı sıra tüm milletvekillerinin tek bölge ve nisbi sistem esasıyla seçilecek olması diğer partilerin (sol partilerin) daha çok milletvekili çıkarmasına da imkân tanıyacaktır. Tüm bunların sonucunda, 2006 seçim sonucunda ortaya çıkan esas itibariyle iki partiye dayalı parlamento yapısından farklı bir parlamento ve dolayısıyla hükümet ve siyasi yaşam görülecektir. Daha önce yalnızca iki hareket (Fetih ve Hamas) arasındaki uzlaşmalarla kararların alınması mümkünken, bu kez çok sayıda siyasi aktörün birbiriyle uzlaşması gerekecek ve daha çok taraflı ve renkli bir siyasi ortam olacaktır. Farklı ve değişken ittifaklar gelişebilecektir.

3- Seçimler yapılabilirse en büyük değişikliğin, başkanlık seçimleri sonucunda gerçekleşmesi beklenebilir. Özellikle Mervan Barğuti’nin başkanlığa aday olması, Batı-ABD yanlısı olan ve bugüne kadar Filistin halkına hiçbir yarar getirmemiş İsrail ile görüşmeler dışında bir ufku ve projesi olmayan mevcut Abbas yönetimini sarsacaktır.

Fetih’in Abbas’ı veya bir benzerini aday göstermesi halinde yalnız Fetih tabanının değil Oslo anlaşmalarına karşı çıkan sol partilerin ve Hamas’ın da Barğuti’yi desteklemesi sürpriz olmayacaktır.

Bu arada Ramallah’ta yerleşik Filistin Politika ve Anket Araştırma Merkezi PSR, 14-19 Mart 2021 tarihlerinde Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde yaptığı kamuoyu araştırmasında, halka önümüzdeki seçimler sonucunda kimin başkan olmasını istediklerini sormuş; cevaplayanların % 22’si Mervan Barguti’yi, % 12’si Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’yi ve % 9’u Mahmut Abbas’ı işaret etmiştir (Aslında Hamas başkanlığa aday göstermeyeceğini esasen açıklamıştır).

4- Sonuçta bu seçim ittifakları ve seçim sonuçlarının, tıkanmış Filistin siyasetinde bir açılım yapılabilmesine imkân sağlayacağı muhakkaktır. Filistin halkında ve onun temsilcisi siyasi örgütlerde Oslo sürecinden kaynaklanan hayal kırıklığının bu yeni döneme damgasını çok fazla vurması beklenmelidir. Filistinli gazeteci (ve Oslo süreciyle birlikte etkinliği kalmayan Filistin Ulusal Meclisi’nin üyesi) Abdelbari Atwan bu durumu, Filistin siyasetinde artık önceliğin mevcut tüm yollarla işgale direnmeye verileceği, Filistin’de yeni bir liderlikle yeni bir aşamaya yaklaşılmakta olduğu şeklinde ifade etmektedir. Atwan bu bağlamda Filistinlilerin Oslo Anlaşmalarından kaynaklanan tüm anlaşmalardan, özellikle güvenlik işbirliğinden çekilmesini ve belki de Sulta’nın kendisini feshetmesini umut etmektedir.

image_pdf
قد يعجبك ايضا

اترك رد

لن يتم نشر عنوان بريدك الإلكتروني.