موقع اممي ثوري ثقافي مناهض للامبريالية ومناصر لقضايا الشعوب حول العالم.

DKDD: Karanlığın ve korkaklığın içinden aydınlık saçtılar ONLAR

29
image_pdf

Devrimci Kültür ve Dostluk Derneği (DKDD) sosyal medya hesabı facebook’tan bir açıklama yaparak “Gördüler acıyı ve talanı, insanlık adına ne varsa ayaklar altında ezildiğini. Seyrederken kanlı manzarayı insanlar, Düştüler yola tarihin öğrencileri, kendilerinden önceki yolcuların isimlerini ve bilinçlerini kuşanarak.” ifadelerine yer vererek 16 Eylül 2019 tarihinde şehit düşen THKP-C/MLSPB gerillaları DÖRTLER’i andı.

  • AÇIKLAMANIN TAMAMI:

FIRAT ÇAPLIK, MUHAMMED TİRİL, FIRAT YILDIRIM, UMUT ÖZSEPET

Karanlık çökerken yeryüzünün yeşiline ve sarı kum taneleri boyanmışken kan kırmızısına çıktılar yola. Ateşi çalmak, yeryüzüne ışığı dağıtmak; mitolojik bir kahramanlık öyküsü değildi onlar için. Zaten, karanlığı binlerce yıl öncesinden tanıyan bir coğrafyanın sadık evlatlarıydılar. Biliyorlardı binlerce yıllık karanlık ve aydınlık savaşlarının gerçeklerini. Bir ateş varsa ve ışık herkes için yanmıyorsa “o ışık insanlığın olmalıdır” diyen bir tarihin öğrencileriydiler.

Kesif bir duman kokusunun içinde, sokaklarında mavi-kırmızı yansımaların kol gezdiği bir emekçi mahallesinde doğanlar, ilk nefeslerinde anlarlar karanlık içinde doğduklarını. Onlar ise anlamakla kalmadılar, “hayır!” dediler yaşamın bu denli savrulmuşluğuna. İlk önce beyinleri özgürleşmişti, ardından elleri, bacakları ve tüm bedenleri. Işık dolmuştu içlerine: UMUT! Kesif duman kokusu bitecek, her yer FIRAT gibi serin, FIRAT gibi çiçek kokacaktı. Lübnanlı devrimci şair “MUHAMMAD” in “Yaşamı istiyorsak en güzelinden-yaralarda kazanmalıyız-yaralarımızdan en güzelinden bir dünya yaratmalıyız” dizeleri hayatla buluşacaktı. Ve hayatla buluşan düşleri parmak kanatan inatçı bir kıymık ile kürekleri kavrayanların inşa ettiğini biliyorlardı. Hayatla buluşturmak için yüreklerinin derininde kök salan ahu hayatı, karanlığın ve korkaklığın içinden uzandı sekiz el küreklere. Karanlığın kazıcısı oldular.

Ve derine kazarlarken onlar, bir başka coğrafyaya düşmüştü kan kırmızısı zifiri bir karanlık ki onlar aydınlık nedir bilmezlerdi. Gördüler acıyı ve talanı, insanlık adına ne varsa ayaklar altında ezildiğini. Seyrederken kanlı manzarayı insanlar, bir şeyler yapmak için; Cevahiri, Mahirce olanlar; ellerini kanayan yaralara tampon yaptılar. Düştüler yola tarihin öğrencileri, kendilerinden önceki yolcuların isimlerini ve bilinçlerini kuşanarak. Sadece bir coğrafyanın kaderi değildi ufukları. Atlas üstünde ellerinin gittiği her yerde istediler insanca yaşamı. Ve en son nefeslerinde bile aydınlık saçtılar. O nefes ki şimdi dolaşıyor emekçi mahallerinde ve kırlarda, solukları soluklarımızda parlıyor. Karanlık o nefesin yankısı ile gözümüzde küçülüyor, gözlerimize göz, ciğerlerimize nefes oluyor. Ve onların Cevahirleri hala Mahirce parlıyor!


image_pdf
قد يعجبك ايضا

اترك رد

لن يتم نشر عنوان بريدك الإلكتروني.