موقع اممي ثوري ثقافي مناهض للامبريالية ومناصر لقضايا الشعوب حول العالم.

THKC: KADINLARA “MEŞRU SİLAHLI SAVUNMA” ÇAĞRISI YAPTI

87
image_pdf

Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi/Kır Gerilla Birliği Komutanlığı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı

Açıklamada: “Her gün kadınların katledildiği ülkemiz’de şiddet ve ölüm meşrulaştırılmaktadır. Kirli savaş en fazla kadınlar ve çocuklar üzerinde ortaya çıkmakta. Kadına yönelik şiddetin bu yönü ile ele alınmaması, bir varoluş sorunu haline gelmiştir. 11 yaşındaki Rabia Naz, Konya’da, üç çocugunun gözü önünde 20 yerinden bıcaklanarak katledilen Tuba Erkol, ölmek istemiyorum çığlıkları atan Emine Bulut, Muş’un Varto ilçesinde öldürüldükten sonra cenazesi çıplak olarak teşir edilen, yerlerde sürüklenen Ekin Van gibi nice kadınlar bu ülkede öldürülen yüzlercesinden sadece bir kaçı. Bu isimlerin her biri aslında ülkemizdi İfadelerine yer verildi.


  • AÇIKLAMANIN TAMAMI

14 HAZİRAN DEVRİMCİ HAREKETİN RUHUYLA 25 KASIMDA ÖZSAVUNMA İRADESİ İLE ALANLARA

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün geçmişten günümüze uzanan kanlı bir tarihi var:

Dominik Cumhuriyeti’ni kan, baskı ve zulümle yöneten Trujillo faşist diktatörlüğü, üç kız kardeş Patria, Minerva, Maria-Mirabel Kardeşler ülkelerinde kararlılıkla mücadele ettikleri için diktatörlük tarafından pek çok kez hapsedilip işkenceye maruz kalmış Mirabel kardeşler, hapishanedeki eşlerini ziyarete gittikleri sırada Trujillo’nun katillerince yolları kesilir, araçtan indirilerek ayrı ayrı her birine işkence ve tecavüz edilerek katledilirler.

25 Kasım insanlık tarihinde kadınlara yönelen vahşi bir şiddetin yıldönümü olduğu gibi aynı zamanda baskılara yenilmeyen direnen, başeğmeyen, yürekli kadınların mücadelesini onurlandırdığımız ve  toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil ve aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa, kadınları ve kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı mücadele ettiğimiz gün olarak ölümsüzleşmiştir.

Kadınların yaşam alanının bilinçli daraltılması toplumsal yaşamdan koparılıp eril zihniyetin tahakkümü altına alınması politikalarının elbette bir sebebi vardır. Bu bahsettiğimiz tahakkümün korkulu rüyası kadınlardır. Çünkü kadınlar hangi ırktan, dinden, dilden olursa olsun yaşamı eşit, özgür-özgün kılma pratiğini göstermiş, her kadın kendi çağında yıkıma ve baskıya karşı mücadele vermiştir.

Buna karşın kadınlar şiddetin en ağır biçimleri olan cinayet başta olmak üzere, işyerlerinde psikolojik Şiddete (“mobbing”), haklarının gasp edilmesine ve her gün fiziksel, sosyal, siyasal, askeri, cinsel, ekonomik şiddete ve istismara maruz kalmaktadır.

Kadına yönelik şiddet ve kıyımları meşrulaştıran katil erkek suçluların korunmasına, sokak ortasında vahşice kadınlara saldırılmasına ve kadının geleneksel köle kimliğe mahkum edilmesine kadar tüm bu  saldırıların siyasi merkezi Erdoğan ve AKP faşist yönetimidir. Bu nedenle her günü 25 kasım ruhuyla örmeliyiz. Şimdi kadınların bilinçlenerek örgütlenmesinin, mücadele etmesinin ve özsavunmasını gerçekletirmesinin zamanıdır. Özsavunması olmayan kadınlar, erkek egemenliğine ve onu destekleyen, yeniden üreten her zaman derinleşen patriyarkal kapitalist sistem karşısında hep ölüm, tecavüz, işkence, dayak, cinsellik ve sömürü nesnesi olacaklardır.

  • KADINLAR, GENÇLER, TÜM EZİLEN HALKLARIMIZ!

Her gün kadınların katledildiği ülkemiz’de şiddet ve ölüm meşrulaştırılmaktadır. Kirli savaş en fazla kadınlar ve çocuklar üzerinde ortaya çıkmakta. Kadına yönelik şiddetin bu yönü ile ele alınmaması, bir varoluş sorunu haline gelmiştir. Nitekim Rojava da işgalci Türk devletine bağlı ÖSO/DAİŞ çetelerinin top atışları sonucu katledilen dört çocuk annesi Xewla Xidir Deham, yine Muş’un Varto ilçesinde öldürüldükten sonra cenazesi çıplak olarak teşir edilen, yerlerde sürüklenen Ekin Van, savaşın kirli yüzünün resimleri olmuştur. Sokağa çıkma yasakları döneminde cudi mahallesinde 10 yaşındaki Cemile Çağırga, faşist Türk ordusunun kurşunlarının hedefi olmuştur. Yine bu cografya’da Giresun’un Eynesil ilçesindeki evinin önünde yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 11 yaşındaki Rabia Naz, Konya’da, üç çocugunun gözü önünde 20 yerinden bıcaklanarak katledilen Tuba Erkol, ölmek istemiyorum çığlıkları atan Emine Bulut, Isparta’da eski sevgilisi tarafından bıçaklanarak katledilen Güleda Cankel, Şüle Çet, Güldünya Tören, Ayşe Paşalı gibi nice kadınlar bu ülkede öldürülen yüzlercesinden sadece bir kaçı. Bu isimlerin her biri aslında ülkemizdi. Ve ülkemiz kadınlarının direnişiyle hafızalarımızda yer etti.

Tüm dünyada kadınların mücadelesi sürüyor. Kadınlar, Türkiye’de “Erkek şiddeti, yoksulluk, kriz değil, yaşamak istiyoruz” diye haykırırken Arjantin’de “bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sesleri yükseliyor, yine Avrupadan, Ortadoğuya, kelebekler kıtası Latin Amerika’dan Hindistan’a, Afrika’dan İspanya’ya kadar ezilenler, kadınlar, gençler yoksulluğa, ekonomik krize, toplumsal şiddete, cinsiyetçi politikara, karşı mücedale yürütüyor.

  • KADINLARIN MEŞRU SAVUNMASI İÇİN

Kürdistan dağlarında İşgalci Türk ordusunun pençe-kıran saldırılarına karşı kahramanca direnen kadın gerillar, Suriye ve serekaniye’de gayrimeşru işgalci Türk devleti ve DAİŞ/ÖSO çetelerine karşı silahlanarak özsavunmasını gerçekleştiren kadınlar, her geçen gün örgütlü güçlerini ve iradelerini açığa çıkartarak mücedeleyi büyütüyorlar.

Kadınlar kendini özgürleştirme alanı olarak gerilla mücedalesini özsavunma kapsamında ele almalı ve yoğunlaşmalıdır. Çünkü bu baskı politikalarına karşı kendini korumasının tek yolu silahlı mücedaledir.

Faşist iktidarın saldırıları tüm kadınlara ve toplumadır. Faşist egemen zihniyete karşı mücadele birleşik ve bütünlüklü yürütülmelidir. Toplumsal baskı ve şiddetin her türlüsünü yeniden üreten, derinleştiren tüm sistemlere karşı koymalı evde, sokakta, meydanlarda, şehirlerde, köylerde, okullarda, iş yerlerinde kısacası yaşamın her alanın da özsavunmayı örgütlemeliyiz.

Kadın düşmanı toplumsal baskı ve şiddetin tüm dayanakları ile yok edilmesi,egemen zihniyetin ortadan kaldırılması ve toplumsal devrim fikrinin gerçekleşmesi için;

Biz THKP-C/MLSPB ve Kadınların Birleşik Devrim Hareketi’nin (KBDH) kurucu iradesi olarak; Ülkemiz’de, Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve Dünya’da gerici şiddet–savaş sarmalında kadın iradesinin hiçleştirildiği ve etkisizleştirilmeye çalışıldığı bir ortamda kadının kurtuluşunun ancak, meşru ve haklı şiddetin silahlı temelde kadınlarca örgütlenmesi ve birleşik devrimci gücünün büyütülmesi ile zafere ulaşacağı inancındayız. Tüm kadınları bu temelde kendini savunmaya çağırıyor, bunun en devrimci eylem olduğunu belirtiyoruz. Örgütlenen, büyüyen, birleşik kadın mücadelesi özgür ve eşit bir yaşamında garantisi olacaktır.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde diktatörlere ve faşizme karşı dünyanın her neresinde olursak olalım 14 Haziran devrimci hareketi ve kod adı kelebek olanların bizlere devrettiği mücadele bayrağını kadınlar olarak en önde, direniş mevzilerinde yükseltelim.

Devrim mücedalesinde şehit düşen ve sembolleşen Serpil Polat, Betül Altındal, Didar Şensoy, Hatice Alankuş, Delal Amed, Ceren Güneş ve Mercan yoldaşların bağlı oldukları Türkiye ve Kürdistan devrimini gerçekleştirme sözümüzü bir kez daha belirtiyoruz. Ve dünyanın her yerinde patriyarkal kapitalizme karşı savaşırken ölümsüzleşen ve erkekler tarafından öldürülen tüm kadınlara sözümüzdür; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil ve aile içi şiddete, Emperyalist savaşa ve işgale, ırkçılığa, kapitalizme, faşizme karşı her mevziden savaşacağız.

BİZ KAZANACAĞIZ!

KURTULUŞ KAVGADA ZAFER CEPHEDE

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM

TÜRKİYE HALK KURTULUŞ CEPHESİ / KIR GERİLLA BİRLİĞİ KOMUTANLIĞI

22 KASIM 2019

www.THKP-C.org
image_pdf
قد يعجبك ايضا

اترك رد

لن يتم نشر عنوان بريدك الإلكتروني.