موقع اممي ثوري ثقافي مناهض للامبريالية ومناصر لقضايا الشعوب حول العالم.

.Afrin, İşgaline İlişkin TÜSİAD’dan, Açıklama; “Dileğimiz,kahraman askerlerimizin zaferi

257
image_pdf
İşçi Ve Halk Düşmanı Finansçı Tekeller Örgütü TÜSİAD’dan, Afrin İşgaline Tam Destek
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Afrin’e düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin açıklamada bulundu.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin yaptığı açıklamada, “Terör odaklarına karşı haklı mücadelede yüreğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimizle birlikte. Dileğimiz, kahraman askerlerimizin zaferi ve yurda sağ salim dönüşleridir. Zeytin Dalı Harekatı sayesinde sınırlarımızda barışın ve huzurun kalıcı olarak tesisini temenni ediyoruz” dedi.

Ekonomik, Politik ve Militarist Örgütlenme; 

Oligarşi

Türkiye oligarşisini kimlerin oluşturduğunu saptamak için en somut gösterge zaman zaman İş Adamları Çevresi adı altında yapılan toplantılara katılan isimlerdir. Türkiye oligarşisinin çekirdeğini, başlıca karar alıcılarını bu toplantılara katılanlar oluşturmaktadır ve en temel politikalar bu toplantılarda belirlenmektedir. Toplantıların başlıca aktörleri Koç Grubu, Sabancı Grubu, Doğuş Grubu, Doğan Grubu, Dinçkök Grubu, Çukurova Grubu (bu grup oligarşi içi rekabet sonucu şu anda oldukça zayıflatılmış durumda ve öyle görünüyor ki çekirdekten uzaklaştırılmış vaziyette.), TÜSİAD temsilcisi ve zaman zaman TOBB temsilcisidir. Bu ekibe emperyalistleri temsilen IMF, Dünya Bankası ve Ordunun temsilcisi OYAK’ı da katmak gerekiyor. Kısacası, oligarşi içinde gücün odağında emperyalizm ve 7-8 tane en büyük işbirlikçi tekelci grup bulunuyor. Bu 7-8 büyük tekelci grup TÜSİAD içinde bulunmalarına ve onu kontrol etmelerine karşın kendilerini TÜSİAD’ın geri kalanından da ayırıyorlar. TÜSİAD temsilcisi, bu anlamda 7-8 büyük grubun hemen çeperini oluşturan birkaç yüz büyük burjuva grubun temsilcisi olarak bu karar toplantılarına katılıyor. Yine tekel dışı büyük burjuvazinin daha geniş kesimlerinin temsiliyetini ise bu kesimlerin denetimindeki TOBB tek üye ile yapıyor. Evet, oligarşik ittifak sürüyor, oligarşik azınlık emperyalizm, yerli tekelci burjuvazi ve büyük burjuvazinin bileşiminden oluşuyor. Ancak bu ittifak artık emperyalizmin ve yerli tekelci burjuvazinin büyük banka sermayesine sahip en iri birkaçının kesin egemenliği altında yürüyor.
Oligarşinin diğer burjuva kesimlerle (küçük ve orta burjuvaziyle) ilişkisine gelince; oligarşik ittifakın tüm yeni-sömürgelerde olduğu gibi, küçük ve orta burjuvazinin geleneksel kesimleriyle olan bağları oldukça zayıflamıştır. Öne çıkan olgu, bu kesimlerin uygulanan ekonomi politikaları sonucu hızla yıkıma uğrayarak tasfiyeleridir. Bu kesimler hala demagojik söylemler temelinde ağırlıklı olarak sağ partilerin etkisi altındadır ve bu yoldan oligarşinin siyasetine bir biçimde bağlanmaları dışında sistemin dibe itilenleri konumundadırlar.
Sayıları hızla büyüyen tekellerin acentaları, büyük şirket yöneticileri, uzmanları, ihracata dönük üretim yapan küçük ve orta boy işletmeler vb. den oluşan neoliberal politikaların ürünü olan yeni küçük ve orta burjuva kesimler ise oldukça güvencesiz bir çalışma ortamında bulunmalarına karşın oligarşi ile doğrudan bağ içindedirler ve kaderlerini önemli ölçüde oligarşi ile birleştirmiş durumdadırlar.
Yukarıda belirttiğimiz üzere, 1980 sonrası yeni-sömürgelerdeki siyasal sistem yeniden biçimlendirilmiştir. Bu değişim sürecini Türkiye’de çok somut gözlemek mümkündür. Herşeyden önce, devletin tüm hücrelerine değin, faşistleştirilmesi ve oligarşinin denetimi altına alınması 1980’lerin başlarında tamamlanmıştır. Emperyalizmin belirlediği “düşük yoğunluklu demokrasi ve çatışma” konsepti temelinde, faşizm yeniden yapılandırılmıştır. Artık darbeler ve göstermelik parlamentolar döngüsüne son verilmiş, açık ve gizli faşizm uygulamaları parlamentoların sürekli olduğu bir sahnede iç içe uygulanmaya başlanmıştır. Bir yandan en vahşi faşist terör, bir yandan içi boşaltılmış, ağır bedellerle alınmış sınırlı hakların kullanımı… Siyasal alanın yeniden yapılandırılması sürecinin başlıca aktörü elbette oligarşidir, ama özellikle de emperyalizme ve yerli tekelci burjuvazidir. Burjuva siyaset alanına giren herhangi bir aktörün emperyalistlerden, özellikle de ABD emperyalizminden onay almadan, IMF politikalarına tam sadakat bildirmeden, TÜSİAD’dan icazet almadan güçlü bir politik hareket yaratması, hele hele iktidara gelmesi, es kaza hükümet olduğunda uzun süre dayanabilmesi artık kesinlikle mümkün değildir. Bu bağlamda, şu yada bu sınıfın partisi diye bir şey artık yoktur burjuva siyaset alanında. Aslında tek bir parti var… Partilerin değişik kesimlere daha yakın durması ve bunların özgül çıkarlarını daha fazla gündemleştirmesi bu gerçeği değiştirmez. Hiçbiri asli görev olarak önlerine konulmuş emperyalizmin ve oligarşinin (dar anlamda tekelci burjuvazinin) çıkarlarını koruma görevinin üstünden atlayarak başka kesimlerin çıkarlarını öne çıkaramaz. Bunu yaptığında uzun süre hükümette kalamaz. Hatta parti olarak varlığını sürdürmesi bile tehlikeye girer. Siyasetçi olarak “üstü çizilir”, çoğu yolsuzluk batağından geldiği için kısa sürede mahkeme kapılarına düşerler. Bunun uygulamaları son 10 yılda sıkça görülmüştür.
Kısacası, oligarşi içi güç dengelerinin değişimi, siyaset alanına da güçlü biçimde yansımış, oligarşik diktatörlük buna uygun olarak yapılanmıştır. Emperyalizm ve yerli tekelci burjuvazi siyaset alanının tüm boyutlarına, devletin tüm kademelerine ve biçimlenişine damgasını güçlü biçimde vurmaktadır.

Anti-Emperyalist Anti-Oligarşik Devrim
Oligarşi çözümlemesi basitçe bir durum çözümlemesi değildir.
Oligarşinin yapısı, kapsamı, bileşenleri vb., aynı zamanda devrimin stratejik hedefini de önemli ölçüde belirler.
Partimiz stratejik hedefini anti-emperyalist anti-oligarşik devrim (bir diğer deyişle demokratik halk devrimi) olarak belirlemiştir.
Devrimimiz, emperyalizmin coğrafyamızdaki tüm varlığını sona erdirmeyi, tüm bağımlılık ilişkilerinin yok edilmesini, oligarşinin bütün kesimleriyle tasfiyesini, ittifak ilişkileriyle kendisine bağladığı ve sistemin dayanağı haline gelmiş yeni orta ve küçük burjuva kesimler bundan vazgeçmedikleri ölçüde tasfiyelerini, oligarşik diktatörlüğün tüm siyasal ve toplumsal aygıtının yok edilmesini hedefleyecektir.
Proletaryanın öncülüğünde diğer halk kesimleriyle birlikte demokratik halk iktidarı kurulacak ve halk iktidarı kesintisiz biçimde, araya hiçbir aşama, süre vb. konulmadan, hızla sosyalist toplumun inşasına yönelecektir.

AFRİN FAŞİZME MEZAR OLACAK.!

KATİL OLİGARŞİ ORTADOĞUDAN DEFOL.!

https://thkp-c.com/

image_pdf
قد يعجبك ايضا
اترك رد

لن يتم نشر عنوان بريدك الإلكتروني.